Çocukluğuma gittim gördüm ki; taciz benim çocukluğuma da girmiş…
Ben pedagog, psikolog, hukukçu, öğretmen yada çocuk gelişimci değilim.36 yaşında bir anneyim o kadar. Yazılarım da kendi birebir yaşayıp deneyimlediklerim üzerine. Altı da boş değil tabi, yazacaksan mutlaka araştır derim, bileninden de araştırır öyle yazarım.
Bir okuyucum sormuş; “hangi tittle yazıyorsunuz?” diyeTittle’m ANNE …
Her anne gibi evladı için en iyisini yapmaya çalışan,
yaptıklarından öğrendiklerini paylaşmaktan mutluluk duyan bir anneyim.
Her anne gibi, sevinçlerim, üzüntülerim, planlarım, isteklerim var, ailem için,
ve her anne gibi korkularım var, evladımın başına gelebilecek kötü şeylerden dolayı
Bu hafta annekalemi.com’un uzman köşesinde Uzman Doktor Figen Karaceylan vardı.
Konuysa, evlerden uzak olsun; “Çocuk istismarı” üzerineydi.
Yazıyı sitemizden okursunuz, uzmanlar ne anlatıyor internette bulmak zaten mümkün.
Ben yazıyı okuduğumda en çok “çocuklar tacize uğradıklarının farkında bile olmayabilir”
cümlesinden etkilendim. Sonra ister istemez kendi çocukluğuma gittim.
Tacize uğramış, ama farkına varmamış olabilir miyim? Ya siz, olabilir misiniz?
“Bir çocuk tacize uğradığını nasıl anlayabilir ki?” dedim, kendi kendime?
Benim kızım tacize uğrasa bunu ne zaman, hangi aşamadan sonra anlayabilir acaba?
Bunu bir çocuğa nasıl anlatabilirsin ki zaten, korkutmadan.
Kendi çocukluğuma gittim dedim ya, gittim ve gördüm ki;
taciz ve istismar benim çocukluğuma da girmiş.
Girmiş ve ben 36 yaşıma kadar bunu hiç düşünmemişim…
Çocuğun istismarında veya tacizinde, ne çocuğun, ne ana babanın suçu olur
Ne kadar dikkat ettiğinizin, nasıl koruduğunuzun da çok önemi olmayabilir kimi zaman
Kızımı eğitirken, büyütürken hep kendi çocukluğuma giderim.
Annem babam ne yapardı diye tabi düşünürüm ancak daha çok, ben ne hisseder, ne isterdim derim
Bende bir kız çocuktum öyle ya, onun her yaşadığını bende yaşadım.
Şimdi onun yerine kendimi koyup düşünüyorum.
Ne hissetmiştim, neden anlamamıştım, bunu kızıma nasıl anlatabilirim.
Onlara, eğitimlerinden gelişimlerine kadar hep güzel şeyleri vermeye çalışıyoruz.
Beynimiz iyiyi öğretmek ancak kötüden korumak üzerine çalışıyor.
Öyle ki öğretirken bile kötüye yaklaşacakları düşüncesi, korumanın daha iyi olduğunu söylüyor bize.
Ben kızıma farkında olmadan kendi içgüdülerimle aktarmaya çalışmışım bu durumu
Şimdi daha net görüyorum.
Evlatlarımıza kendilerini korumak söz konusu olunca, hep özel bölgeler ve yabancılar dan bahsederiz
Bense böyle düşünmüyorum. Çocuk zaten özel bölgeye varana hatta geçene kadar neler olduğunu anlayamıyor. O zamanda iş işten geçmiş oluyor.
Bana göre çocuğumun kendisi zaten tamamen özel, yani eli, saçı, kolu tüm vücudu kendine ait
ve o istemediği sürece bende dahil olmak üzere ona kimse dokunamaz.
Bizim evde, öp amcanı, koş kucağına, sarıl ablaya gibi konuşmalarda olmaz,
ancak cinsel yada dini bir içerikle değil.
O isterse öper, koşar sarılır. O kadar.
Bizim evde sürpriz için bile olsa sır saklanmaz mesela,
Sır saklamak, sürpriz için yalan söylemek bunların hiçbiri çocukların algısında ayrım taşımıyor.
Şöyle düşünün; yan komşunuz kızınıza annene sürpriz resim yapalım hadi otur kucağıma dese
sizce sürpriz için sır saklayan çocuk bunu gelip size anlatır mıydı??
İlla cinsel içerik taşıması da gerekmez aslında,
Sokakta bir yabancı adam ; gel hadi ben babanın arkadaşıyım, annene sürpriz yapıcaz şimdi seni babana götürücem dese inanmaz mı çocuğunuz.
Biz ayıp tabirini de kullanmayız evde, buda bilinçli değil aslında
Ayıp yerine ; senin özelin, sana ait, sadece annenin bilmesi daha doğru gibi içerikli cümleleri tercih ederiz. Ayıp itici gelir bize
Ayıp diye öğrettiğimiz ve cinsellikten uzak durması ve kendini koruması adına korkuttuğumuz çocuklar da, büyüdüklerinde kendi eşleriyle özel hayatlarında sıkıntı yaşayan bireylere dönüşebilir. Dönüşmedi mi ? Hadi şöyle bir çevrenize bakın…
Bizim evde tesadüfen televizyonda öpüşen biri denk geldi mi, paranoya seviyesinde bir hızla kanal değiştirilmez. Öpüşmek özeldir, ayıp yada utanılacak bir şey değildir.
Çocuğumuzun bunu çirkin yada ayıp olarak öğrenmesini istemeyiz, onun yerine; özel, önemli
ve sadece eşler arasında olan, yeri ve zamanına dikkat edilmesi gereken bir konu olduğunu anlatırız.
Tekrar söylüyorum; titlem ANNE, bilim insanı değilim.
Elbet mükemmel değiliz ancak her anne baba gibi elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz.
Size de naçizane tavsiyem, çocukken hissettiklerinizi ve o hislerin bugüne neler getirdiğini iyi düşünün
Anne babalarınızın neler yaptığı, nasıl davrandığı tabi ki çok çok önemli, ders ve örnek almak lazım.
Diğer yandan unutmamak gerek ki en iyi yol gösterici deneyimdir
ve hepimiz çocuk olmayı deneyimledik…
Tekrar taciz konusuna dönersek, benim genel düşüncem;
Çocuk istismarı ve tacizi konusunda çok okumak gerek,
Çocuklarımızla sır ve yalan olmayan bir iletişim kurmak gerek,
Cinselliği ayıp ve utanılacak bir şey gibi değil, yaşı, zamanı, kişisiyle anlatmak gerek,
Vücutlarının onlara ait olduğunu ve insanların iç çamaşırlarını çıkartmadan da zarar verebileceklerini öğretmek gerek,
Onların suçları olsun olmasın, korksunlar, korkmasınlar sığınacakları en önemli yerin aileleri olduğunu hissettirmek gerek.
Kendi adımızaysa;
Asla başımıza gelmez dememek,
Benim çocuğum anlatır içgüdüsüne güvenmemek,
Korumak adına korkutmamak,
Cinsellik konusunda çocuğa yerli yersiz kızmamak gerek.
ve son olarak lütfen şunu unutmayın ve araştırın;
çocuk istismarı sadece cinsel açıdan değildir.
Çocuğun, eğitim almasını sağlamamak, sağlık olanaklarından mahrum etmek,
Çocuğu dövmek, gereksiz yere ağlatmak, üzerinden egolarımızı tatmin etmek
Çocuğu sözle taciz etmek, hırpalamak, zarar verecek durumda çocuğu denetimsiz bırakmak
evet şaşırmayın, bunların hepsi ve benzerleri çocuk istismarına giriyor.
Şimdi tekrar soruyorum; çocukken istismar edildiniz mi ?
Peki fark etmiş miydiniz yoksa son maddeleri okuyunca mı fark ettiniz?

Post a Comment