Anneler gününde, bir epidural sezaryen hikayesi…
Doğum saati 03:03, sağlıklı, 3 kilo 250 gram 52 santim, kız…,
Gün boyu süren sancılardan sonra saat 20:00 da hastaneye geldik,
doktorum “normal istediğine emin misin ?” dedi.
“Evet” dedim “o zaman sabaha kadar buradayız, bekleriz” dedi
Sancılarla beraber yattık hastaneye, 21.00 – 22:00… saatler geçmeye başladı.
24:00 artık çığlık atmaya başlamıştım.
**
Minyonum, 40 kiloyken hamile kaldım, doğum günü 65 kiloydum.
Hayatımda gördüğüm en üst kilo oldu
Eşimi kimse dışarıda tutamadı, yanımda sancı dakikası sayıyordu,
…26-27-28-29 bitti 29 saniye süren ve hiç bitmeyecekmiş gibi gelen sancılar
insanları hatırlıyorum, doğum yapmak için gelen sezaryen olup giden insanları,
sanki sıra bekliyor gibiydim, garip bir duyguydu, uyuşturucu almış gibi de hissediyordum
hiçbir şey tam net değildi ama tamamen bulanık da değil.
Sancılar yüzünden çok canım yanıyordu ama hiç korkmuyordum, garip çünkü hep korkacağımı düşünmüştüm.
**
Sancıların arasında gözümde kızım canlanıyordu, sanki dikilmiş orda
“emin misin anne çıkmalımıyım“ diyordu.
Annem, kayınvalidem, kız kardeşim, arkadaşım benimleydi
Doğum sancılarımın, hiç bu kadar kalabalık da olacağını düşünmemiştim.
İlk saatler gülerek espri yapan herkesin artık endişe duyduğu, yüzlerinden okunuyordu
Ters giden bir şey yoktu aslında;
hemşire; “sadece uzun sürüyor korkma dedi, eninde sonunda doğacak, o doğmazsa da biz doğurturuz sen merak etme…”
**
Anneme kaydı gözüm bir sancıdan sonra,
beni nasıl doğurduğunu düşündüm.
ben “23.45 da doğmuşum o gece o hastanede doğan son bebekmişim o gün o hastane de doğan tek kız bebekmişim, oda bu kadar sancı çekmiş miydi ?”.
İnsan ne kadar garip şeyler düşünüyor o anda.
Gündüz sancıları fazla değildi ancak 20.00 den sonra 03.03 e kadar kesintisiz doğum sancısı çektim. Karnımda cihaza bağlıydı
Kızımın kalp atışlarını duymuştuk bütün gece,
her sancıda ve sancıdan sonra
Sanırım 2:30 dan sonra bir anda sessizlik oldu,
Hemşireler hızla içeri girdi, bebeğin nefesi duruyor hemen sezaryene giriyoruz dediler
Herkes panik oldu, ama ben olmadım, o hemşire sayesinde;
ne demişti ; o doğmasa da biz doğurturuz…
Onlar yapacak dedim, bu bebek doğacak, nefes alacak, her şey yolunda olacak.
Hızla sedyeye alırlarken kağıtları imzalamam gerekti, o an çok tuhaf gelen bir şey oldu.
İmzayı atarken bir hemşire “parmaklarında oje var” dedi,
diğeri hemen aseton ve pamuk getirdi ve beni deli bir gülme krizi aldı
Doğuruyorum ama ojelerimin çıkması lazım,
oje ne renkti hiç bilmiyorum, “rengi önemli mi?” diye düşündüğümü hatırlıyorum ama
Sedyede giderken her şey kayboluyor gibi hissettim
Amerikan korku filmleri gibi kapılardan geçtim,
eşimin annemin elleri yavaş yavaş sedyeden koptu, sesler geliyordu “bekliyoruz” diye.
Bir hemşire gördüm ellerini yıkayan, sonra epidural iğne için oturmam gerekti ve iğneyi vurabilmek için 2 sancı daha beklemek zorunda kaldılar.
Doktorumun “böyle giderse iğneyi vuramayacağız” dediğini hatırlıyorum bir anda nasıl sakinleştim,
iğneyi vurdular ve yatırdılar.
Başımda bir hemşire bir de anesteziyi yapan doktor vardı
Doğumu yapacak doktoruma “sakın beni kesme, sakın” dedim
“neden” dedi yani adam nasıl sezaryen yapacak
“Hissediyorum” dedim “neyi?” dedi “her şeyi” dedim
o arada anestezi yapan doktor benimle konuşmaya başladı
sürekli adını söylüyordu, bunu hatırlıyorum ama ne yazık ki adını hatırlamıyorum
“Benim adım… bak sakın unutma adım… hep unuturlar gerçekten adım…”
Sonra bir hareket oldu, içim boşaldı derler ya öyle,
“Ne oluyor ?”dedim
Doktorum “hala hissediyor musun?” dedi “evet” dedim
Meğer insan beyni kabul etmezmiş bu kadar hızlı uyuşabileceğini .
o anda bebeğimi gördüm, kıpkırmızı, çirkin, ağlıyordu, “üşüyor mu?” dedim
“Üşüyor mu?”, öptüm onu, dünyanın en unutulmaz sahnesiydi
o kadar tanıdıktı ki yüzü , yüzyıldır anneydim sanki, yüzyıllardır bir kızım vardı sanki…
o an ses yankılandı
“doğum saati 03:03”
**
kafamı yukarı doğru kaldırmış kızımın yıkanmasını izlerken yine annem geldi aklıma,
ben “üşüyor mu?” diye kızımı izlerken, benim annem de doğum hane kapısında benim için “üşüyor mu?” diyordur, diye düşündüm.
Annem, şimdi anlıyorum seni , merak etme hiç üşümedim…
Anneler günün kutlu olsun.İyi ki varsın, iyi ki annemsin…
(Anne olan, olmayı bekleyen, ilerde olacak olan ve ne yazık ki olamayan tüm kadınlar anneler gününüz kutlu olsun. Çünkü kendinin olsun olmasın her kadın bir yerlerde bir çocuğa annelik edecek kadar yüce gönüllüdür)
Gün boyu süren sancılardan sonra saat 20:00 da hastaneye geldik,
doktorum “normal istediğine emin misin ?” dedi.
“Evet” dedim “o zaman sabaha kadar buradayız, bekleriz” dedi
Sancılarla beraber yattık hastaneye, 21.00 – 22:00… saatler geçmeye başladı.
24:00 artık çığlık atmaya başlamıştım.
**
Minyonum, 40 kiloyken hamile kaldım, doğum günü 65 kiloydum.
Hayatımda gördüğüm en üst kilo oldu
Eşimi kimse dışarıda tutamadı, yanımda sancı dakikası sayıyordu,
…26-27-28-29 bitti 29 saniye süren ve hiç bitmeyecekmiş gibi gelen sancılar
insanları hatırlıyorum, doğum yapmak için gelen sezaryen olup giden insanları,
sanki sıra bekliyor gibiydim, garip bir duyguydu, uyuşturucu almış gibi de hissediyordum
hiçbir şey tam net değildi ama tamamen bulanık da değil.
Sancılar yüzünden çok canım yanıyordu ama hiç korkmuyordum, garip çünkü hep korkacağımı düşünmüştüm.
**
Sancıların arasında gözümde kızım canlanıyordu, sanki dikilmiş orda “emin misin anne çıkmalımıyım“ diyordu.
Annem, kayınvalidem, kız kardeşim, arkadaşım benimleydi
Doğum sancılarımın, hiç bu kadar kalabalık da olacağını düşünmemiştim.
İlk saatler gülerek espri yapan herkesin artık endişe duyduğu, yüzlerinden okunuyordu
Ters giden bir şey yoktu aslında;
hemşire; “sadece uzun sürüyor korkma dedi, eninde sonunda doğacak, o doğmazsa da biz doğurturuz sen merak etme…”
**
Anneme kaydı gözüm bir sancıdan sonra,
beni nasıl doğurduğunu düşündüm.
ben “23.45 da doğmuşum o gece o hastanede doğan son bebekmişim o gün o hastane de doğan tek kız bebekmişim, oda bu kadar sancı çekmiş miydi ?”.
İnsan ne kadar garip şeyler düşünüyor o anda.
Gündüz sancıları fazla değildi ancak 20.00 den sonra 03.03 e kadar kesintisiz doğum sancısı çektim. Karnımda cihaza bağlıydı
Kızımın kalp atışlarını duymuştuk bütün gece,
her sancıda ve sancıdan sonra

Sanırım 2:30 dan sonra bir anda sessizlik oldu,
Hemşireler hızla içeri girdi, bebeğin nefesi duruyor hemen sezaryene giriyoruz dediler
Herkes panik oldu, ama ben olmadım, o hemşire sayesinde;
ne demişti ; o doğmasa da biz doğurturuz…
Onlar yapacak dedim, bu bebek doğacak, nefes alacak, her şey yolunda olacak.
Hızla sedyeye alırlarken kağıtları imzalamam gerekti, o an çok tuhaf gelen bir şey oldu.
İmzayı atarken bir hemşire “parmaklarında oje var” dedi,
diğeri hemen aseton ve pamuk getirdi ve beni deli bir gülme krizi aldı
Doğuruyorum ama ojelerimin çıkması lazım,
oje ne renkti hiç bilmiyorum, “rengi önemli mi?” diye düşündüğümü hatırlıyorum ama
Sedyede giderken her şey kayboluyor gibi hissettim
Amerikan korku filmleri gibi kapılardan geçtim,
eşimin annemin elleri yavaş yavaş sedyeden koptu, sesler geliyordu “bekliyoruz” diye.
Bir hemşire gördüm ellerini yıkayan, sonra epidural iğne için oturmam gerekti ve iğneyi vurabilmek için 2 sancı daha beklemek zorunda kaldılar.
Doktorumun “böyle giderse iğneyi vuramayacağız” dediğini hatırlıyorum bir anda nasıl sakinleştim,
iğneyi vurdular ve yatırdılar.
Başımda bir hemşire bir de anesteziyi yapan doktor vardı
Doğumu yapacak doktoruma “sakın beni kesme, sakın” dedim
“neden” dedi yani adam nasıl sezaryen yapacak

“Hissediyorum” dedim “neyi?” dedi “her şeyi” dedim
o arada anestezi yapan doktor benimle konuşmaya başladı
sürekli adını söylüyordu, bunu hatırlıyorum ama ne yazık ki adını hatırlamıyorum

“Benim adım… bak sakın unutma adım… hep unuturlar gerçekten adım…”
Sonra bir hareket oldu, içim boşaldı derler ya öyle,
“Ne oluyor ?”dedim
Doktorum “hala hissediyor musun?” dedi “evet” dedim
Meğer insan beyni kabul etmezmiş bu kadar hızlı uyuşabileceğini .
o anda bebeğimi gördüm, kıpkırmızı, çirkin, ağlıyordu, “üşüyor mu?” dedim
“Üşüyor mu?”, öptüm onu, dünyanın en unutulmaz sahnesiydi
o kadar tanıdıktı ki yüzü , yüzyıldır anneydim sanki, yüzyıllardır bir kızım vardı sanki…
o an ses yankılandı
“doğum saati 03:03”
**
kafamı yukarı doğru kaldırmış kızımın yıkanmasını izlerken yine annem geldi aklıma,ben “üşüyor mu?” diye kızımı izlerken, benim annem de doğum hane kapısında benim için “üşüyor mu?” diyordur, diye düşündüm.
Annem, şimdi anlıyorum seni , merak etme hiç üşümedim…
Anneler günün kutlu olsun.İyi ki varsın, iyi ki annemsin…
(Anne olan, olmayı bekleyen, ilerde olacak olan ve ne yazık ki olamayan tüm kadınlar anneler gününüz kutlu olsun. Çünkü kendinin olsun olmasın her kadın bir yerlerde bir çocuğa annelik edecek kadar yüce gönüllüdür)
Post a Comment